ÇOCUKLAR-YETİMLER
Sadece Bilad-ı Şam’ın çocuklarının başına gelenlerin bir kısmı bunlar. Filistin topraklarını terk eden muhacir kardeşlerimiz Ürdün başta Lübnan ve komşu ülkelerde üçüncü dördüncü nesil olarak kamplarda direnmeye çalışıyorlar. Kuran’ı Kerimde adı geçen Sebe Hükümdarı Belkıs’ın Ülkesi Yemen’de yıllardır devam eden akıl almaz savaş kadınları ve çocukları perişan etmeye devam ediyor. İnsanlığın uğramadığı Burma Hükümetinin zulmünden kaçan Arıkanlı çocukların dramı başka boyutlarda. Bangladeş sınırına ulaşabilen çocuklar kamplarda hayata tutunmaya çalışıyorlar. İlk gelenler delikanlı oldular. Kamplarda yeni doğan çocukları hiçte kolay bir hayat beklemiyor.
Kara kıtanın; Erkekleri katledip kadın ve çocukları sağ ama çaresiz bırakan savaş stratejilerinden kaynaklanan beyaz adamın emperyalist düşlerinin sonucu yok olan kadın ve çocukların dramı gözlere dahi görünmese de varlıkları ile vicdanlarda yara olarak kanamaya devam ediyor.
Medeni Batının çatırdayan aile yapısından dolayı babasız doğan çocuklarının durumu, ekonomik olarak güçlü manevi olarak dibe çökmüş toplumların gizlenmeye çalışılan bir gerçeği olarak ayna gibi ortalıkta sırıtıyor. Amerika Kıtasının dünyanın gözlerinden saklanan çocuk suiistimalleri gün yüzüne çıkıyor. Kiliselerin bahçelerinden çıkarılan çocuk cesetleri korkunç olayların ölü tanıkları olarak gün be gün basına sızıyor.
Uzakdoğu’nun sınır tanımaz fuhuş bataklılarında yok olan çocukların durumu ise akıl alır gibi değil. Merhametli hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bunca zulme sessiz kalıyor olmak, bunların yok olduğu anlamını taşımıyor. Cılız sesler ile duyurmaya çalıştığımız bu hak ihlalleri için daha gür seda ile haykırmak, mücadele etmenin gereğini merhametli bütün yüreklere kazımak gerekiyor. Sürekli gündemde tutarak, şeytani kötülüklerin rahatça kol gezdiği dünyada iyilikleri arttırmak mecburiyetimiz var. Aksi halde karşımızda bulunan şeytani akıl bütün insanlığa karşı acımasız planları ile kan ve gözyaşı dökmeye devam edecek.
Her ne kadar varlığına karşı önyargılı yaklaşıyor olsak ta; Birleşmiş Milletlerin zaman zaman savaşlar ve insanlar hakkında yaptığı istatiksel raporlar gerçeği tam olarak göstermese de bizlere fikir veriyorlar. Şöyle ki; BM’e göre dünya üzerinde 200 Milyon Yetim var. Bu sayıya rakam vermek istemeyen 52 ülke de eklenince 400 Milyon yetim çocuk olacağı tahmin ediliyor. Yani yetimlerden oluşan bir Yetimistan ülkesi kurulacak olsa Dünya’nın en büyük üçüncü ülkesi oluyor.
Özellikle Afganistan, Çeçenistan ve Bosna savaşları İslam Dünyası için çok zorlu sınavlar oldu. Ortaya tarifi imkânsız acılar, çok ağır kayıplar çıktı. Ümmetin mazlumları katledildi. Kadınları tecavüze uğradı, köle edildi, satıldı. Çocukları ülkelerinden kaçırılarak birer savaş makinası gibi yetiştirilerek bir dönem sonra kendi öz vatanlarına savaşmak için gönderildi.
Bu acı tecrübeler bize dünyadaki yetimlerin ve çocukların istismar edilmelerini önlemek için, savaş baronlarına, organ-fuhuş-uyuşturucu- mafyalarına ve terör örgütlerine karşı tehdit ve tehlikelere rağmen harekete geçmek mecburiyetinde olduğumuz gerçeğini öğretti. Aksi halde yaşananların ülkemizin ve insanımızın başına gelmesi kaçınılmaz olacaktı. Kötülük endüstrisini kuran şeytani zeka ile mücadele edebilmenin en güzel yolu; Yeryüzünde iyiliği çoğaltmak, habersiz insanları haberdar etmek ve birlik içerisinde olmak idi. Bu sebeple kadim medeniyetimizde olduğu gibi vakıf ve dernekler, sivil toplum kuruluşları kurarak, yardım ve dayanışma içerisinde olmaktı.
Son 30 yılımızda ülkemizden Yeryüzünün mazlumlarına ulaşan yardım kuruluşları ile Mazlum Coğrafyaların çehrelerinin değişmesine vesile olan öncü ağabeylerimizin ve hali hazırda iyilik yolcusu olan yarenlerimizin çalışmaları çok anlam taşımaktadır.
Deniz Kestanesi hikâyesinde olduğu gibi; “Çocuk yerden bir denizkestanesi aldı ve denize fırlattı ve dedi ki: Bunun için fark etti.” Örneğine benzer şekilde tek tek çocuklarımıza yetimlerimize ulaşma çabaları gün geçtikçe gücünü hissettirerek artıyor.
Siyahareketi Derneği olarak önümüzde güzel örnekler sergileyen vakıflarımızı ve yardım kuruluşlarımızın açtıkları iyilik yolunda “önce insan önce iyilik” diyerek, “Bugün Bir İyilik Yap” felsefesi ile çıktığımız yolculuğumuza devam ediyoruz.
Erdem BEYAZIT Ağabeyimizin söylediği gibi
Altımızda kayan bu ölü şehri durdursana
Ey gücü toprak kadar eski
Ey gücü yer kadar ağır çocuk
Büyüyen elimin üstüne koy elini
Sana bir yürek vuruşu gibi belirli
Gelen zamanı haber veriyorum.
Her iyi insan elinde, elinin dokunuşunda gelecek zamana uzanan umut muştuları vardır.
Geleceği daha çok umutlarla doldurabilmek için daha çok iyilik yapmalı ve daha çoğalmalıyız.
Sorumuza cevap verelim: Çocuklar Ülkesi Neresi?
El cevap: İyi insanların merhametli yürekleri ve şefkat elleridir.
Ersan SALİHOĞLU